Gazete Fikir

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Sağlık
  4. »
  5. Dijital Çağın Sessiz Salgını: Modern Hayatta Yorgunluk ve Tükenmişlik Nedenleri

Dijital Çağın Sessiz Salgını: Modern Hayatta Yorgunluk ve Tükenmişlik Nedenleri

Gazete Fikir Gazete Fikir -
58 0
dijital yorgunluk - Dijital Çağın Sessiz Salgını: Modern Hayatta Yorgunluk ve Tükenmişlik Nedenleri

Günümüzün hızlı tempolu dünyasında, pek çoğumuzun dilinden düşürmediği bir serzeniş var: ‘Çok yorgunum.’ Bu yaygın yakınma, aslında modern yaşamın getirdiği karmaşık bir durumun habercisi. Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sürekli yorgunluğun tek başına bir teşhis olmadığını, aksine altında yatan pek çok nedenin bir sonucu olduğunu vurguluyor. Bu durumun artık bireysel bir sorun olmaktan çıkıp toplumsal bir mesele haline geldiğini belirtiyor.

Modern Yaşamın Getirdiği Yorgunluk: Nedenleri ve Etkileri

Dr. Müge Yaşar’a göre, modern yaşamın koşturmacası, dijital dünyanın yoğunluğu ve pandemi sonrası dönemin etkileri, insan bedeninin ve zihninin kaldırabileceğinden daha hızlı ilerliyor. Bu durum, depresyon, anksiyete, uyku bozuklukları ve iş yaşamının getirdiği baskılar gibi çeşitli faktörlerle birleşerek yoğun bir yorgunluk hissine yol açıyor. Aslında yorgunluk yeni bir kavram olmasa da, çağımızın kendine özgü bir ifadesi haline gelmiş durumda.

Özellikle iş yaşamında karşılaşılan ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘iş yaşamına özgü bir stres yanıtı’ olarak tanımlanan tükenmişlik sendromu (burn-out), enerji tükenmesi, işle duygusal uzaklaşma ve mesleki verimlilikte azalma gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Dr. Yaşar, bu tablonun modern dünyanın insan biyolojisi üzerindeki baskısının bir yansıması olduğunu ifade ediyor.

Dijital Dünyanın Yorucu Etkisi: Dijital Yorgunluk ve Teknolojik Stres

Gelişen teknolojiyle birlikte bireylerin sürekli olarak uyarana maruz kalması, ruh sağlığında yeni bir tabloyu ortaya çıkarıyor: dijital yorgunluk. Bildirimler, mesajlar, sosyal medyadaki kusursuz görünen hayatlar ve ‘geride kalıyorum’ hissi gibi durumlar, bireyleri sürekli bir alarm durumunda tutuyor. Bu durum, kronik strese ve sempatik sinir sisteminin sürekli aktif olmasına neden olarak ‘savaş ya da kaç’ modunu tetikliyor. Bu süreçte yükselen kortizol ve adrenalin seviyeleri, bedenin uyum sağlamaya çalışırken yıpranmasına yol açıyor. Bu yıpranmaya ‘allostatik yük’ adı veriliyor.

Yapılan araştırmalar, sosyal medyayı yoğun kullanan kişilerde kaygı, depresyon ve dikkat eksikliğinin yanı sıra yorgunluk belirtilerinin de arttığını gösteriyor. ‘Sosyal medya yorgunluğu’, ‘teknostres’ ve ‘Fear of Missing Out (FoMO)’ gibi kavramlar, modern insanın ruhsal sağlığını tehdit eden önemli faktörler arasında yer alıyor. FoMO ve sosyal medya bağımlılığının artmasıyla birlikte anksiyete, depresyon ve tükenmişlik hissi de yükselişe geçiyor.

Çözüm Yolları: Yavaşlamak, Dijital Detoks ve Kendine Özen

Sürekli yorgunluk, bedenin ve zihnin bir alarm sistemi olarak görülebilir. Bu durumla başa çıkmanın en etkili yollarından biri, yaşam ritmini yeniden ayarlamak ve gerekirse bir ruh sağlığı uzmanından destek almaktır. Dr. Yaşar, biraz yavaşlamanın, durmanın ve dinlenmenin önemine dikkat çekiyor.

Pandemi sonrası artan ekran süresi ve hareketsiz yaşam tarzı, özellikle gençlerde ve çalışanlarda uyku bozuklukları, anksiyete ve özgüven sorunlarına yol açıyor. Bu nedenle ‘dijital hijyen’ ve ‘dijital detoks’ gibi öneriler giderek daha fazla önem kazanıyor. Dijital detoks, zaman yönetimi ve sınır koyma gibi davranışlar, zihinsel yorgunluğu azaltmada bilimsel olarak kanıtlanmış yöntemlerdir.

Dijital Detoks ve Sınır Koyma: Yatmadan bir saat önce ekranlardan uzak durmak, melatonin salgılanmasına yardımcı olarak uyku kalitesini artırabilir. Belirlenen saatlerde bildirimleri kapatmak, sürekli tetikte olma halini azaltır. Sınır koyma becerisi, hem başkalarının taleplerine hem de kişinin kendi mükemmeliyetçi iç sesine karşı etkili bir koruma sağlar.

Zaman Yönetimi ve Farkındalık: Gün içinde enerjinin yüksek olduğu saatlerde en zorlu görevleri tamamlamak, bilişsel tükenmeyi önleyebilir. Farkındalık (mindfulness) egzersizleri ve düzenli nefes çalışmaları, zihnin geçmiş kaygıları veya gelecek endişeleri arasında dolaşmasını azaltarak anı yaşamaya odaklanmayı sağlar. Diyafram nefesi, parasempatik sinir sistemini aktive ederek bedenin dinlenmesine yardımcı olur.

Anlamlı Aktiviteler ve Sosyal Bağlantılar: Enerjiyi tüketen değil, anlam ve amaç katan aktivitelere zaman ayırmak, tükenmişlik riskini azaltır. Aile, arkadaşlar ve meslektaşlarla kurulan güçlü sosyal bağlar, yalnızlığı önler ve ruhsal sağlığı destekler. Kendine karşı nazik olmak ve hatalar karşısında yargılamak yerine destek olmak, mükemmeliyetçilikle mücadelede önemli bir rol oynar.

Gazetefikir.com.tr olarak, modern yaşamın getirdiği bu zorluklarla başa çıkmanız için güvenilir bilgiler sunmaya devam edeceğiz.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir